Mavi-Banner

Gönderen Konu: HIV ve AIDS Nedir?  (Okunma sayısı 622 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Shopska

  • Administrator
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 174
  • Teşekkür Edildi: 111 kere
  • Akıyor bu akşam maşallah..
    • Hiv ve Aids
HIV ve AIDS Nedir?
« : Mart 24, 2016, 11:25:58 ÖS »
HIV  nedir?

HIV (Human Immmunodeficiency Virus), Türkçe’de  İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak adlandırılan bir virüstür. Adından da anlaşılabileceği gibi bu virüs insan  bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tedavi alınmadığı durumda tamamen da etkisiz hale gelmesine neden olur. Bağışıklık sistemi çöken vücut, normalde kolaylıkla direnç gösterebileceği hastalık etmenlerine açık ve savunmasız hale gelir.


AIDS nedir ?

AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) HIV tarafından oluşturulan, Türkçe'de "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak adlandırılan bir hastalıklar bütünüdür. Tedavi olanaklarından yararlanılmadığı durumlarda zamanla zayıflayıp savunmasız hale gelen Her HIV taşıyıcısı aynı zamanda AIDS gelişimi de görülmüş kişi demek değildir. AIDS, taşıyıcı bir kimsenin HIV nedeniyle ciddi enfeksiyonlardan birini geliştirmiş ya da kan testleriyle ölçülebilen bağışıklık sistemi hücrelerinin virüs tarafından yüksek düzeyde tahrip edilmiş olmasıyla tanımlanabilir.

İlk Karşılaşma ve Genel Bilgiler



Belki bilinçli olarak, belki dolaylı yollardan belki de tamamen tesadüflerin bir eseri olarak Anti-HIV testi yaptırdınız ve sonuç kağıdı elinize geçtiğinde virüsü taşıdığınızı öğreniyorsunuz. Bunu öğrenmek, o an için çok korkunç olabilir. Çünkü çoğu insan gibi belki siz de HIV ve AIDS kelimelerine çok yabancısınız veya bildikleriniz de AIDS’i hep ölümle beraber kullanan gazete ve televizyonlarla sınırlı. Artık yeni bir döneme giriyorsunuz ve birçok yeni şey öğreneceksiniz. Ama ilk başta öğrenmeniz gereken şey: HIV taşıyıcısı olmak, ölüm demek değildir.

Her HIV taşıyıcısı (HIV Pozitif) aynı zamanda AIDS gelişimi de görülmüş kişi demek değildir. AIDS, taşıyıcı bir kimsenin HIV nedeniyle ciddi enfeksiyonlardan birini geliştirmiş ya da kan testleriyle ölçülebilen bağışıklık sistemi hücrelerinin virüs tarafından yüksek düzeyde tahrip edilmiş olmasıyla tanımlanabilir.

Günümüzde AIDS'in kesin bir tedavisi yoktur ancak hastalık çeşitli ilaçlarla büyük oranda kontrol altına alınabilmekte ve HIV Pozitif insanlar uzun yıllar boyunca sağlıklı olarak kalabilmektedir.

HIV Pozitif kişiler, tedavilerini ve kontrollerini aksatmadıkları sürece diğer insanlar gibi sağlıklı hallerini koruyabilme şansına sahiptirler.

Dünyadaki HIV taşıyıcısı kişi sayısı milyonlarla ifade edilmekteyken, ülkemizdeki istatistiklere göre yüzlerce HIV Pozitif insanımız vardır. Gönüllü katılımcıların da desteğini düşünerek bir başka bilmeniz gereken şey, yalnız olmadığınızdır.

HIV vücudunuza nasıl etkiyor?

HIV - virüslerin genel bir özelliği olarak- varlığını sürdürebilmek için vücudunuzdaki sağlıklı bir hücreye ihtiyaç duymaktadır. HIV’in hedef aldığı hücrelerse, normalde insan vücudunun bağışıklık sistemi içinde yer alan ve hastalıklara karşı vücudu koruyan hücrelerdir.

HIV, hedef aldığı bu hücreleri (CD4 lenfositler veya yardımcı T hücreleri) çeşitli aşamalarla istila eder, hücrenin yönetimini ele geçirir, hücre içinde kendi kopyalarını yaratır ve en sonunda da hücrenin ölümüne sebep verir. Hücrenin ölümünden sonra, oluşturulmuş kopyalar tekrar başka sağlıklı hücrelere yapışır ve bu böyle devam eder.

Bu döngü içinde, bir yandan HIV kendini kopyalayıp çoğalırken, diğer taraftan da vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler gittikçe azalmaktadır. HIV tedavisinin genel prensibi, virüsün bu anlatılan işleyişindeki basamaklardan birini engellemek ve böylece bağışıklık sistemini korumaktır.

Eğer gerekli tedavi uygulanmıyorsa, bir noktadan sonra bağışıklık sistemi işlevini kaybedecek ve sağlıklı bir insan için kolaylıkla atlatılabilecek hastalıklar, hayatı tehdit edecek şekilde ciddi bir hal alacaktır.

Tedaviye Genel Bir Bakış

Günümüzde HIV enfeksiyonu tedavisi, geçmiş yıllarda olduğundan çok daha etkin bir şekilde yapılabilmektedir. Tam bir tedavisi henüz bulunamamış olsa da, HIV enfeksiyonu artık sonu beklemekle geçirilen çaresiz bir hastalık olarak değil, neredeyse kronik bir rahatsızlık gibi kabul edilmektedir.

Bunu sağlayan unsurların başında, tedavide kullanılan ilaç sayısının artmış olması geliyor. Bu sayede bir ilaç grubunun işe yaramadığı durumlarda bir başka ilaç grubu kullanılabilmektedir. Ayrıca ilaçlardaki gelişmeler, daha az yan etkiyle karşı karşıya kalınması için daha az sıklıkta ilaç alımına da izin veriyor.

Bir başka unsur ise, enfeksiyonun seyri esnasında yapılan kan testlerinin daha gelişmiş olması ve elde edilen deneyimler sonucu daha iyi yorumlanabilmesidir. Bunun getirisi olarak, tedavi daha kontrollü olarak yürütülebilmektedir.

Tedavi Sürecine Başlama

HIV tedavisine başlama kararı ve kullanılacak ilaçları seçme işlemi, kan testlerinizin sonuçlarına ve/veya vücudunuzda görülen belirtilere (semptom) göre saptanır.
Bunun anlamı şudur: Anti-HIV testiniz pozitif olsa bile tedaviye başlama kararı hemen verilmeyebilir ve uygun bir zamana kadar beklenebilir. Eğer bağışıklık sisteminiz henüz ilaç alımını gerektirecek kadar zarar görmemişse, çoğu zaman tedaviye başlama zamanı ertelenir.   

İlaç Kullanımı



Sizi izleyen doktorunuzla birlikte tedaviye başlama kararı aldınız. Bundan sonra çeşitli dozlarda ilaç kullanacaksınız. Unutmamanız gereken bir nokta, bu ilaçların sizin hayatınızı etkileyeceğidir. Kullanacağınız ilaçları düzenli bir şekilde almak ve doz atlamamak yani tedaviye devamlılık, birincil amaçlarınızdan biri olmalıdır.
Tedavinizin etkinliğini belirleyen en önemli faktör, ilaç kullanımınızdaki istikrardır. Almadığınız her dozla, virüsün kendisini çoğaltmasına yardımcı olursunuz.
Anti-HIV tedavisinin temel hedefi vücuttaki virüs miktarını düşürmektir. Bu tedavi, sizi yıllar boyunca hasta olmaktan koruyacaktır. Antiretroviral tedavi, gereklerine uyulduğu sürece çoğu zaman herhangi bir büyük problem yaratmaksızın uygulanabilir.

Devamlılık ve Önemi

İlaçların etkili olabilmesi için, kanda belirli seviyelerde bulunması gereklidir. Zamanında alınmayan ya da dozların tamamen atlandığı bir ilaç kullanım şekli, kandaki ilaç seviyesinin düşmesine neden olur. Düşen ilaç seviyesi virüsü kontrol altında tutamaz ve direnç gelişimi de dahil olmak üzere sağlıklı kalmayı olumsuz yönde etkileyecek diğer durumların belirmesine neden olabilir.

İlaç devamlılığınıza yardımcı olabilecek bazı ipuçları
İlaçların virüsle savaşımınızda tek aracınız olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve sizi sağlıklı tutacağına inanın.İlaç alım saatlerinizi kahvaltı saati ya da uyku saatiniz gibi günlük aktivitelerinizden biriyle birlikte yapın. Böylece dozlarınızı unutma ihtimali düşecektir.
Eğer ilaç kullanımızını engelleyen unsurlar psikolojik nedenler ya da ağır yan etkilerden kaynaklanıyorsa, doktorunuzla görüşüp bunları yok etmenin yollarını arayabilirsiniz.

Tedaviye Direnç (Direnç Bilgisi)

Kullanılan antiretroviral ilaçlar, vücuttaki virüsün kendisini çoğaltmasını büyük oranda yavaşlatır ancak tamamen durdurmaz. Tedavi sürecinde ilaçları alıyorken bile bir kısım virüs kendini çoğaltmaya devam eder.
HIV kendini hızlı bir şekilde çoğalıtırken bu çoğalma sırasında sıklıkla küçük hatalar yapar. Böylece her bir yeni nesil virüs, bir öncekinden hafif şekilde farklılıklar içerir. Virüsün yapısındaki bu küçük farklılıklar mutasyon olarak adlandırılır. Virüste meydana gelen mutasyonların bir kısmı, virüsün anti-HIV ilaçlarının hedef aldığı kısımlarında meydana gelir. Bunun sonucu olarak; bir kısım virüs kullandığınız ilaçlardan etkileniyorken, bu tip bir mutasyon geçirmiş diğer bir kısımsa ilaçlardan bir önceki nesil kadar etkilenmemektedir. İşte bu olay direnç olarak adlandırılır ve dirençli virüsler ilaçtan etkilenmeden kendilerini çoğaltabilirler.
İlaçlara karşı direnç gelişimi görülmüş kişide kandaki virüs miktarı artar ve hasta olma ihtimali de yükselir. İlaçlara karşı direnç gelişimi, tedavinin başarısız olmasındaki en büyük etkendir ve böyle bir durum uygulanan tedavinin değiştirilmesini gerektirir.


Çapraz direnç : Bazı ilaçlara karşı direnç gelişiminin görülmesi, şu an kullanmadığınız ancak gelecekte sizin için bir seçenek olabilecek ilaçların kullanımını da sınırlayabilir. Çapraz direnç olarak isimlendirilen bu durumda, daha önce kullanmamış olsanız bile bazı ilaçlar virüse karşı etkili olmazlar.

Direnci Engellemek

İlaç kombinasyonu güçlü olduğu sürece, virüsün mutasyona uğraması güçleşir ve ilaçlara karşı direnç gelişmesi riski de çok daha az olur.
İlaçları reçetelendiği gibi zamanında almak, direnç gelişimini önlemek açısından çok önemlidir. İlaçları alırken doz atlamak ya da zamanında almamak, ilaç miktarının kanda düşük seviyede olmasına neden olur ve HIV yeteri kadar baskılanamaz. Yeterli şekilde baskılanamayan virüs de kendini çoğaltmak için fırsat bulur ve bu da direnç gelişimi riskini artıran bir faktördür.

İlaç Dirençli HIV ile enfeksiyon

Direnç gelişiminin bir diğer şeklidir. Dünya çapında kullanılan ilaçlar, aynı zamanda bu ilaçlara karşı direnç geliştirmiş virüslerin oluşmasına da neden olmaktadır. Dirençli bir virüs ile enfekte olmak, gelecekte kullanabileceğiniz tedavi seçeneklerini kısıtlar. Bu nedenle içerdiği dirençli virüs riskinden dolayı HIV Pozitif kişiler ikinci kez enfekte olmaktan sakınmalıdır.

Tedaviyi Değiştirme veya Durdurma

Mevcut bir ilaç kombinasyonunun değiştirilmesini gerektirecek belli başlı bazı durumlar vardır, bunlar:
İlaç kombinasyonunun yeterli güçte olmaması
İlaçların vücutta gerektiği kadar emilmemesi
İlaçlara karşı direnç gelişimi
Zorlayıcı yan etkiler
İlaç devamlılığının zayıflaması
İlk olarak, eğer tedavi virüsü yeterince baskılayamıyorsa ve virüs hızlı bir şekilde çoğalıyorsa tedavi başarısız demektir ve böyle bir durumda ilaç değişimi bir gerekliliktir. Artan viral yük değeri veya çeşitli HIV ile ilgili hastalıkların belirmesi tedavi başarısızlığının belirtileridir.

Tedavi Kesintileri

Tedaviyi kesintiye uğratma, belirli bir zaman aralığında ilaç kullanılmamasınıı ifade eder. Bunun nedenleri yan etkiler, ilaçların etkili olmaması, psikolojik etkenler gibi çeşitlidir. Tedaviyi kesintiye uğratma, rastgele bir şekilde doz atlamak ya da ilaç alımını durdurmak demek değildir. Aksine belirli bir zaman aralığı için planlanmış bir davranıştır. Tedaviyi kesintiye uğratmanın mevcut duruma göre değişebilen avantaj ve dezavatantajları vardır ve ancak doktorunuzla birlikte karar verilecek bir davranıştır.
Direnci engellemek..
Tedaviyi değiştirme veya durdurma..
Yan etkiler ve başetme
Kintsukuroi
 
Kullanıcı teşekkür etti: kamikaze

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1391 Gösterim
Son İleti Mart 24, 2016, 10:34:58 ÖS
Gönderen: Shopska
cd45 nedir ?

Başlatan OREGON HIV + KÖŞE

2 Yanıt
867 Gösterim
Son İleti Kasım 26, 2016, 09:43:52 ÖS
Gönderen: OREGON
2 Yanıt
320 Gösterim
Son İleti Nisan 27, 2017, 02:20:44 ÖS
Gönderen: klinik
3 Yanıt
404 Gösterim
Son İleti Mayıs 29, 2017, 02:15:14 ÖS
Gönderen: turuncu
3 Yanıt
170 Gösterim
Son İleti Haziran 28, 2017, 12:38:54 ÖS
Gönderen: ehlikeyhif